Bu Blogda Ara

8 Haziran 2010 Salı

Bir Vending Hikayesi...

"Siz annenizin beşiğinde tıngır mıngır sallanırken.."

Bu blog ne de olsa official bir blog =) İstiyorum ki yapmak istediklerim, aklıma gelen fikir - fırsatların yanı sıra, zamanında gerçekleştirmek isteyipte, bir aşamaya kadar geldiğim ve sonrasında devamı gelmeyen projelerimi de aktarmak istiyorum. Herşey kısmet, ben denedim, olmadı ama yine de size bir cevabım var;

"Siz annenizin beşiğinde tıngır mıngır sallanırken.."

Hikaye aslında basit bir ihtiyaçtan çıkmıştı. Malumdur ki 2. öğretim olan bizler akşamları saat 18.00'de kapanan kantinden sonra, akşamları gece 22.00 derslerine kadar aç ve susuz yaşamaya okul tarafından yaşamaya mahkum edildiğimiz dönemlerdi.  İşte bu ihtiyacı ticari bir fikre çevirmek amacıyla öncelikle okuduğum fakülteye ( İİBF) vending ( otomat sistemleri) kurdurmaya karar verdim. Bununla ilgili olarak; tam tarih vermek gerekirse 29.04.2009 tarihinde Türkiye' deki büyük vending firmalarından satış ve pazarlama koordinatörü olan ****** Bey' le bir görüşme ayarladım.

Yaptığımız görüşme sonucunda üniversiteye deneme amaçlı 20tane sıcak içecek, 10 tane soğuk içecek otomatı , 5 tane yiyecek otomatı konulacaktı.  Anlaşma gereği kiraları ben ödeyecektim, sıcak otomatlardan gelecek gelirin %60'ını, soğuk otomatların %60 karını ben alacaktım.

Projede anlaşma sağladıktan sonra vending firması keşif amaçlı okula geldiğinde nasıl büyük bir pazara girdiklerini anlamışlardı. Şüphesiz bende öyle düşünüyordum.. Kantinde sıra beklemek istemeyen bizim fakültedekiler ile, kantine uzak olan Mimarlık, mühendislik bölümleri benim için iyi pazarlardı.

Okuldaki ilgililerle gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra, son ayak olan Milli Emlak' a iş kalmıştı. Okudaki kiralama işlemleri bilmeyenler için söylemek gerekirse Milli Emlak' tan geçiyordu. Oradaki irtibatı da kurduktan sonra herşey hazır gibiydi. Bu sefer yelkenlere rüzgar dolmuş gibi hissediyordum , yakın mıydım neydim?

Bu arada projeyi paylaştığım arkadaşlarım bu işin hayatta olmayacağı, bizim okulda tutmayacağı gibi şeylerle beni motive ediyorlardı! Öngörü ne de olsa...

Hikayenin sonu benim adıma maalesef mutlu bitmedi... Bir takım sıkıntılar ve sorunlar sebebiyle proje gerçekleşemedi. Tüm bu olaylardan yaklaşık  4-5 ay sonra okulun her yerine otomat kondu... Merak etmeyin anlaşma yaptığım Vending firması değildi..

Şuan okuldaki otomat makineleri kim ne derse desin iyi çalışıyor...  Ben becerememiş olsam da haklı çıkmanın gururu ve öngörümün somuta dönüşmüş olması bile bana büyük bir keyif veriyor...

Dediğim gibi "Siz annenizin beşiğinde tıngır mıngır sallanırken.."





Yağmurlu Bir Günde Gerilla Pazarlama

İstanbul' da son günlerde nasıl bir yağmur yağdığını anlatmamızın bir gereği yok herhalde..İnsanların sırılsıklam olduğu, resmen sığınacak bir yerler aradığı sokaklarda, görülüyor ki seyyar satıcıların ellerinde de şemsiye kalmamış durumda...Özellikle bugün Beşiktaş Barbaros Bulvarı'nda ve Zincirlikuyu Metrobüs hattında mekik dokurken keşke bir marka çıkıp bedava şemsiye dağıtsa diye içimden geçirdim...

İstanbul'un en yoğun ve hareketli yerleri olan Mecidiyeköy - Kabataş -Zincirlikuyu-Beşiktaş hattında dağıtılacak 20.000 adet şemsiye ile İstanbul' da tarifi olmayacak bir reklam mecrası yaratılırdı. Havanın kapalı olması ve insanların griden daha sıcak bir renge ihtiyaç duymaları sebebiyle gönlümden Coca Cola, Vodafone, Ülker gibi firmalar geçse de yaz aylarının gelmesiyle pazarlamaya iyi bütçeler ayıran Algida , Nivea , Twigy gibi  firmalar da bunu yapabilirdi.

Bu marka tarafında bürokrasinin ve karar mekanizmasının ne kadar yavaş işlediğinin, ajans tarafının ne kadar hantal olduğunun bir sınavı olmuştur bence... Gerilla pazarlama adına verilebilecek başarılı bir sınavdan ajanslar sınıfta kalmıştır gözümde... (Uygulama yapan ajans varsa affola, hemen editlerim yazımı...)

Ismarlanmamış işlerde de markayı manipüle ediyor olmanız dileğiyle...

6 Haziran 2010 Pazar

Görüntü Herşeydir!

Malumdur ki bir şirketin pazar geliştirme sorumlusu adı altında çalışmaya devam ediyorum. Aslında ünvanımdan fazlasını hak ediyorum ama şimdilik etiketlemiyorum : ) Şirketin endüstriyel malzeme anlamında tutun da son kullanıcıya kadar olan bütün tedarik işlemlerini ben gerçekleştiriyorum. Bu zaman zaman beni yorsa da ucuza birşeyler alıyor olmak acayip keyif veriyor... Somut bir başarı sonuçta :P

Geçtiğimiz günlerde yaklaşık ederi 12.000Tl olan bir mal alımı için Kasımpaşa' ya gittim. Kapıdan içeri girdiğimde satıcılar bana simitçi çocuk muamelesi yaptılar. Kabul ediyorum ki t-shirt, çanta ve şortla bu sıcak havada gezmeyi seviyorum. Ama kabul edersiniz ki saatlerce ucuza mal tedarik etme işi kravatla olacak iş değil!

Benim minyon tipli olduğumu görünce bir sallamamazlık, bir iplememezlik falan..Alacağım malların kalem kalem listesini ve tutarını görünce buyrun Taner Beyler başlıyor, çaylar geliyor gidiyor..Nefret ediyorum bu tip satıcılardan..Her ne kadar arayı ısıtmaya çalışan espiriler yapmaya çalışsalar da pazarlıkta onlara gerçek yüzümü gösteriyorum : )

Görüntünün herşey olduğu bir dünyada, imgelenmekten nefret ediyorum..Takım elbise giyip, traşlı bir şekilde cebimdeki para oranında itibar görmek istemiyorum!

Bu ülkede kriz ekonomik anlamda değil, iş ahlakı anlamında olduğu şüphesiz...

3 Haziran 2010 Perşembe

Jr. İş Pozisyonu ( Jr Copywriter )

Müşterimiz konumundaki bir bankanın haftalık olarak projelerini storyboard olarak hazırlayabilecek "Jr." pozisyonunda yaratıcı ve yetenekli arkadaşlar arıyoruz. iletişim için ozcelik.taner@gmail.com adresine kendinizi tanıtan bir maille, portfolyonuzu da gönderirseniz hızlı yol almış oluruz ( :



Diğer yazıları incelemek için burayı tıklayabilirsin


 


Yakın Uzağa Bakarken..

Aslında buraya mezuniyetle ilgili birşeyler karalamak üzere yola çıktım. Fakat görsel ararken bulduğum resim birden beni geçmişe attı.

Birçok insanın bilmediğine eminim. Bundan tam 8 yıl önce Hava Harp Akademisi' nin bütün sınavlarını geçtiğimde iyi bir pilot olacağımı düşünüyordum. Biraz da memur bir zihniyet çerçevesinde toplumda saygın bir mesleğim olacağını ve sonrasının da geleceğini tahmin ediyordum.

Son test olan basınç odasına girmeden önce "Sağ Maksiller Sinüzit" teşhisiyle Hava Harp' e veda etmek zorunda kaldım. 1 hafta boyunca bizlerden sorumlu komutanlarla ve belki de bir ömür birlikte uçacağım arkadaşlarımla ayrılık anları fazlasıyla zordu. Emre ismindeki arkadaşım şakayla karışık takılarak  " Yolun açık olsun komutanım!" demişti... Oysaki ben ondan sadece 10 dakika önce kayıt sırasına girmiştim, hiyerarşi ne de olsa : )  Gülüşmelerin ardından valizimle oradan ayrılırken başka bir geleceğin beni beklediğini o an aklımdan geçirmemiştim.

Sonuçlara itiraz etme hakkımızın olmasına rağmen ( GATA' da tekrar teste giriliyor) itiraz hakkımızı kullanmadan geri döndük. Oysa ki aile büyükleri nasıl da bekliyordu güzel haberi...

Şimdi bu fotoğrafa bakınca aklıma geldi, belki benden iyi bir pilot olabilirdi...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...