Bu Blogda Ara

Z Kuşağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Z Kuşağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2011 Salı

Sadakatsiz Z Kuşağı

Banu TUNA / Hürriyet Pazar

Yarıdan fazlasını kadınların oluşturacağı, teknoloji ile içiçe, sadakatsiz ve yalnız yaşamayı tercih eden Z Kuşağı, önümüzdeki yıl doğmaya başlayacaklar.

Art Grup Tanıtım strateji müdürü Hakan Senbir henüz doğmamış olan Z Kuşağı'nın neye benzeyeceğini anlattı.

Z Kuşağı'ndan bahsetmeden önce, şu anda elimizde kaç kuşak var söyleyebilir misiniz?

- Bundan bir önceki kuşak 1994-2003 arasında doğan Milenyum Kuşağı'ydı. Onun öncesinde de Z Kuşağı'nın anne ve babalarının dahil olduğu Y Kuşağı var. 1977-1994 arasında doğan kuşak. Bunların önemli bir bölümü Z'nin anne babası olacak. Dolayısıyla Milenyum Kuşağı'ndan farklı olarak akrabalık ilişkileri olacak Z ile Y arasında. 1965-76 arasında doğanlar da X Kuşağı.

Nasıl ortaya çıkıyor bu kuşaklar? Kim tanımlıyor?

- Türkiye'ye de gelen gelecek bilimci Alvin Toffler'in üç dalga teorisi var. Birinci dalga 10 bin yıl önceki tarım toplumu ve çok uzun bir dönemi kapsıyor. İkinci dalga 300 yıl önceki sanayi toplumu. Üçüncü dalga ise dijital çağla başlayan, bilgi toplumu. Birinci dalgada hızlı çok önemli değil. İkincide önemli ancak üçüncü dalga çok hızlı hatta hız ötesi. Bu üç dalga ana kırılmaları oluşturuyor. Ancak üçüncü dalga hızın ötesinde olduğundan kendi içindeki kırılmalar da çok hızlı gerçekleşiyor.

Kırılma noktalarını oluşturan etkenler neler?

- Makro-ekonomik ve sosyolojik dengeler. Buluşlar ve buluşların topluma yayılması kırılma noktalarını belirliyor. Örneğin milenyum bu etkenlerden bir tanesi.

Önceki kuşaklar da Z gibi doğmadan önce tanımlanmış mıydı? Yoksa isimleri sonradan mı kondu?

- Milenyum Kuşağı'nın başladığı 1994, İnternet'in de çıktığı döneme denk geliyor. Bu da bir kırılma noktası. İnternet'in keşfini önceden haber alamadığımız için Milenyum Kuşağı'nı önceden tanımlamamız mümkün değildi. Dolayısıyla bu kadar önceden tanımlanan ilk kuşak, Z Kuşağı olacak.

ZENGİN Z'LER FAKİR Z'LER

Peki nasıl oluyor da bu sefer önceden tanımlayabiliyoruz?

- Milenyum eskimiş, tüketilmiş bir kavram. Artık milenyumu aşmış, zaten onun içinde yaşayan bir kuşak geliyor. Z Kuşağı zengin Z'ler ve fakir Z'ler olarak çok net bir şekilde iki uç olarak ortadan ikiye ayrılacak. Eskiden bu ayrımı ülkelerin kendi ekonomileri belirliyordu. Artık dünyanın zengin ve fakir Z'leri olacak.

Tüketimin hızlanacağı ve dolayısıyla artacağı bir kuşakta fakir Z'lerin hiç şansı yokmuş gibi geliyor.

- Zengin Z'ler kişiselleşmiş ürünleri, gereken parayı ödeyerek alacaklar. İmaj düşkünü olacaklar. Fakir Z'ler için de yeni formüller olacak. Market markaları buna bir örnek. Üstünde market etiketi var. Aslında üst gelir grubuyla aynı ürünü üstelik daha ucuza tüketiyorsunuz. Prestij yapamıyorsunuz ama her türlü ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz.

Yani alt gelir grubu teknolojiye sahip olmak için eskimesini beklemek zorunda kalmayacak.

- Kesinlikle. Çünkü kimsenin beklemeye tahammülü olmayacak.

ONLAR İÇİN ÇALIŞMA BAŞLADI

Z Kuşağı'nı bu kadar önceden tanımlamış olmak ne işe yarıyor?

- Şimdi değil ama 10 yıl sonra yarayacak. Daha şimdiden Z Kuşağı için çalışan giyim markaları, müzik grupları var. Pazarlamacılar Z'lere özel stratejiler geliştiriyor. Örneğin marka sadakatleri zayıf olacağından küçük yaşlarda onların kalbine ve zihnine yerleşmek lazım. Hızlı düşünmemiz gerekecek. Onlar yeni çıkan bir ürüne Türkçe isim bulunsun diye beklemeyecekler. Biz computer demek yerine bilgisayar kelimesi bulunana kadar beklemiştik. Türk Dil Kurumu'na büyük iş düşecek.

Hangi meslekleri tercih edecekler?

- İletişim, genetik ve uzay teknolojileri. Meşakkatli, zaman ve emek gerektiren meslek dallarının değer kaybetme tehlikesi var. Sabırları olmayacak çünkü. İdealistlere iş düşecek.

Z'DEN ÖNCE HANGİ KUŞAKLAR VARDI?

40 yılda 4 kuşak

X Kuşağı (1965-1976): Daha kanaatkar, marka sadakati yüksek, görece daha çabuk tatmin olan ve teknoloji ile ileri yaşlarda tanışmış olan X Kuşağı önemli bir ara kuşak olarak tanımlanabilir. X Kuşağı radikal değerlerin savunucusu bir kuşak aynı zamanda. Çeşitli ekonomik krizler ve sosyal sancılar döneminde doğdukları için 'kayıp kuşak' olarak da anılır. Örneğin X'ten önceki ve 1950'li yıllardan sonra artan doğum oranları sonucu ortaya çıkan 'baby boomers'ların refah düzeyi daha yüksekti.

Y Kuşağı (1977-1994): Y Kuşağı Z ile akrabalık bağlarına sahip olacağı için ilginç. Çünkü Y'ler Z'lerin anne ve babaları olacaklar. Y Kuşağı'nı teknoloji ile dost bir kuşak olarak tanımlayabiliriz. X'lere göre Y'nin daha bireysel ve sonuç odaklı olduklarını söylemek mümkün. Bu kuşak içinden 'bobos' adı verilen bir segmentin de çıktığını görüyoruz. Boboslar radikal değerlerin savunucusu X kuşağı ile 80'lerin girişimci burjuvaları karışımı bir segment. Y kuşağına 'next' ya da 'echo boomers' adları da veriliyor.

Milenyum Kuşağı (1995-2003): Milenyum kuşağı kırılmalar içinde çok küçük bir ara kuşak sayılabilir. 1990'ların ortalarında ortaya çıkan internet'in bu kuşak için bir kilometre taşı olduğu düşünülüyor. Şu anda halen Milenyum Kuşağı doğuyor. Ancak gelecek yıl milenyum etkisi azalacak ve yaşadığımız yüzyılı kimse yeni binyıl diye algılamayacak. 21. yüzyılın doğal süreci içine girilecek ve milenyum kuşağı bayrağı seneye Z'lere devredecek.

Z KUŞAĞI'NIN ÖZELLİKLERİ NELER?

2003 yılında doğmaya başlayacaklar. Sıfır Kuşağı veya Net Kuşağı olarak tanımlayanlar da var.

Teknoloji ile son derece iç içe olacaklar. Jetgiller ve Geleceğe Dönüş filmlerinin senaryoları bu kuşakla gerçekleşecek.

Coğrafi sınırlamaları olmayacak. Batılı akranlarıyla daha entegre olacaklar ve kompleksli olmayacaklar.

Daha yüksek gelir düzeyine sahip olacaklar. Çocukların cep harçlığı ile erkeklerden daha fazla kazanacak kadınlar, pazarlamacıların gözdesi olacak. Kadın ve erkeğin sosyal rolleri değişecek.

Çok fazla bireysel ve bağımsız olacakları için yalnız yaşam artacak. Bu da konut, beyaz eşya, otomotiv gibi pek çok pazarın büyümesine sebep olacak.

Pek çok işi bir arada yapan bir kuşak olacak. Yani kahvaltıda walkmenle müzik dinleyip, hem gıda, hem eğlence tüketecek. İş yerinde rakip reklamları seyrederken bir yandan da spor yapacak.

Marka sadakatleri çok az ve tatminsiz olacaklar. Kendilerine özel genç markaları tercih edecek.

Referans grubu olarak kabul edilecekler. Büyükleri X kuşağını referans noktası olarak almadı. Oysa teknoloji kurdu Z'ler bu konuda büyükleri tarafından referans alınacaklar.

Yaratıcılık ve yenilikten zevk alan ve aynı zamanda güven arayan bir kuşak olacak.

 

Yazı ve Fotoğraf Kaynağı: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=182307

 

Çekilin Yoldan Z Kuşağı Geliyor!
















 

Üç yaşında araba satın alan Jack''i yönetmek

2003''ten başlayarak dünyaya gelen Z kuşağı, iş dünyasında çok şeyi değiştirecek. Şirketler bu İnternet çocukları için stratejileri gözden geçiriyor.

İngiltere''de geçen hafta üç yaşındaki bir çocuk evdeki bilgisayardan İnternet''e girdi ve pembe bir araba satın almayı başardı. Annesinin eBay şifresini açık bırakmasını fırsat bilen minik Jack Neal, her gün oynadığı bilgisayardan "Onu al" butonuna bastı. Yaklaşık 26 bin YTL''lik pembe renkli Nissan Figaro marka aracın ödemesini yaptı. Jack''in annesi Rachael Neal (36), televizyonlara yaptığı açıklamada, oğlunun bilgisayarı çok iyi kullandığını söyledi ama "Bir araba satın alabileceği hiç aklıma gelmezdi" diyerek şaşkınlığını ifade etti. Baba Neal''in, arabanın satıcısını arayarak durumu anlatmasıyla olay tatlıya bağlanırken, tüm dünya Z kuşağının tipik bir temsilcisiyle tanışmış oldu. Z kuşağı 2003 yılı ve sonrasında doğanlara deniyor. Onları Jetgiller ve Geleceğe Dönüş filmlerine benzer bir yaşam bekliyor. Teknoloji ile iç içe büyüdükleri için coğrafi sınırlamaları olmayacak. Batılı akranlarıyla kolay uyum sağlayacak, sabırsız ve komplekssiz olacaklar. Çok fazla bireysel ve bağımsız olmaları nedeniyle tek başına bir yaşam tercih edecekler. Yaratıcılık ve yenilikten zevk alan, aynı zamanda güven arayan bir kuşak bu. Buna karşılık azimli ve hırslı olmamaları kariyerlerinde önlerine bir engel olarak çıkacak. Aralarıdan lider yetiştirmek zorlaşacak. Sadakatsiz ve tatminsiz olmaları, iş dünyasında onları yönetmek için yeni yönetim anlayışlarının geliştirilmesine yol açacak.

Yönetimde kuşak faktörü
Bu hafta PERYÖN ve İş''te İnsan ev sahipliğinde düzenlenecek olan 14. Ulusal İnsan Yönetimi Kongresi''nde "Yirmili Yaşları Nasıl Yönetmeli?" konulu bir konferans verecek olan Turkcell''in Satış Genel Müdür Yardımcısı Levent Burak Demiralp, insan kaynağının yönetiminde Amerikalı uzmanların kuşak tanımlarından yararlanmayı isabetli buluyor. Kendisi için "baby boomers kuşağındanım" diyen Levent Burak Demiralp, Turkcell Grup şirketlerinden Global Bilgi''nin genel müdürlüğünü yaptığı sırada yönetimde olanlar X, yeni işe başlayanlar ise Y kuşağındandı. İşten ayrılma oranı yüzde 47, ciro ise 35 milyon dolardı. Üç yıl sonunda, Haziran 2006'' Demiralp görevi bıraktığında işten ayrılma oranının yüzde 20''ye kadar düştüğünü, cironun ise 70 milyon dolara yükseldiğini belirtiyor. Bu yıl da 80 milyon doların üzerinde bir ciro hedefleniyor. X ve Y kuşağını bir arada yönetmek konusunda büyük deneyimler elde eden Demiralp, 2003''te doğmaya başlayan Z kuşağına ilişkin çarpıcı tespitlerde bulunuyor. Yaklaşık 25 - 30 yıllık dönemlerde doğanlar aynı kuşaktan sayılıyor.

Aynı kuşaktakileri yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, tarihini, sosyal olaylarını, benzer sıkıntılarını ve kaderini paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü kişiler oluşturuyor. Son 25 - 30 yılda doğan kuşakları etkileyen en önemli gelişme ise teknoloji oldu. İnternet ve cep telefonlarının hayatımıza girmesi, bireylerin davranışlarında ve yaşayış biçimlerinde ortak izler bırakıyor. X ve Y kuşağını yönetmek için bu kuşakların sahip olduğu özellikleri dikkatle inceleyen Turkcell Satış Genel Müdür Yardımcısı Levent Burak Demiralp, iletişime açık bu nesilleri dinlemeyi seçmiş. Genel müdürlüğünü yaptığı Global Bilgi''de ayda 200 kişi olmak üzere üç bin kişilik kadronun 1 200''ü ile yüz yüze görüşen Demiralp, aldığı geri dönüşlere göre bir strateji geliştirmiş. Şirket içi yetiştirme programları kurgulamış. Y kuşağı için önemli olan faktörleri saptamak için maaş artı performans primi sistemini getirmiş. Yönetim kadrosunun yüzde 80''inin içerden yükselenler arasından seçilmesine karar verilmiş. Z kuşağının 2017''ye kadar anne babaları olacak olan X ve Y kuşağından çok etkileneceğini belirten Demiralp, buna rağmen standart yönetim şekillerinin değişeceğini söylüyor. Demiralp, "Z kuşağının teknoloji tutkunu olması nedeniyle coğrafi sınırları olmayacak ve bu kuşak küreselleşmiş yönetim politikaları talep edecek. Bugünkü İK politikaları geçerli olamayacak. 20 yıl sonra iş hayatına girdiklerinde yaratıcı Y kuşağı sürekli değişim arayacak" tespiti yapıyor.

10 yıl sonra
Levent Burak Demiralp''e göre Türkiye''de nüfus içerisindeki büyüklüğü 2015''te tahminen 18 milyona varacak olan bu kuşak - kuşaklar arası dönemler kısaldığı için - kendilerinden önceki nesille kolay anlaşacak. Uyum sorunu yaşamayacaklar. Bununla beraber hiyerarşiye soğuk durdukları ve iletişime açık oldukları için organizasyon yapısı değişecek. Her şeyin kendilerine uygun kişiselleştirilmesini bekledikleri için tüm yöneticilerin bireysel bakış açısı geliştirmesi gerekecek. Bireye yatırım giderek artacak. Değişim isteyen, çabuk vazgeçen kuşak olduklarından yetenekli olanları elde tutmak, daha fazla kaynak gerektirecek. İş süreçleri mutlaka teknoloji ile desteklenmiş ve bürokrasiden uzak tasarlanmış olacak. "Ben" odağı yükselen çalışanların bireyselleşen taleplerine karşılık verecek esnek sistemler tanımlanması ve ortamlar oluşturulması gerekecek. Bu bilgiler, şimdi değil ama 10 yıl sonra işe yarayacak. Yine de şimdiden pazarlamacılar, Z''lere özel strateji geliştiriyor. Örneğin marka sadakatleri zayıf olacağı için bu kuşak mensuplarının küçük yaşlarda zihinlerine yerleşecek işlere yönelme planları var. Standart politikaları bir kenara '''' bırakacak olan insan kaynaklarında ise hızlı ve esnek olmak gerekecek.

''''Z kuşağının olumlu yönleri:

- Daha iyi eğitimli olacaklar.
- Bireysel ve bağımsız olmaları yaratıcılığı artıracak.
- Doğruyu çekinmeden söylemeleri motive edici bir ortam oluşturacak.
- Nesiller arası farklar azalacak.
- Sosyal ve iletişime açık olmaları müşterileri ve birbirlerini kolay anlamalarını sağlayacak.
- İnternet ile coğrafi sınırları kaldırmaları güvenlerini arttıracak.
- Komplekssiz oldukları için kendilerini rahat ifade edebilecekler.

Z kuşağının olumsuz yönleri:

- Sadakatsiz olmaları şirketleri zorlayacak.
- Azimli ve hırslı olmamaları, kriz dönemlerini olumsuz etkileyecek.
- Hep yükselmek istemeleri nedeniyle ''yıldız savaşları'' yaşanabilir.
- Çabuk vazgeçmeleri nedeniyle şirketlerin yetenekleri tutmaları zorlaşacak.
- Standart işleri yaptırmak zorlaşacak.
- Zaman ve emek gerektiren meslek dalları değer kaybedecek.
- Her şeyi kişiselleştirmek istemeleri, zengin - fakir uçurumu yaratacak.

Z''den önce hangi kuşaklar vardı?

Boomers (1945 - 1964): İşkolik, çalışmak için yaşamını adayan bir kuşak. Hayatındaki en önemli şey bir şeyler katmak ve yeni nesillere bırakmak.

X Kuşağı (1965 - 1976): Daha kanaatkar, marka sadakati yüksek, görece daha çabuk tatmin olan ve teknoloji ile ileri yaşlarda tanışmış olan X kuşağı önemli bir ara kuşak. Radikal değerlerin savunucusu bir kuşak aynı zamanda. İş yaşamı ile sosyal hayatlarını dengelemeyi tercih ediyorlar

Y Kuşağı (1977 - 1994): Y ve Z''lerin anne ve babaları olacaklar. Teknoloji ile dost bir kuşak. X''lere göre Y''ler, daha bireysel ve sonuç odaklı.

Milenyum Kuşağı (1995 - 2003): Çok küçük birara kuşak. 1990''ların ortalarında ortaya çıkan İnternet, onlar için bir kilometre taşı. Özgürlüğüne düşkün, teknoloji tutkunu, hız seven, esnek bir çalışma ortamı arayan kendilerine güvenli bir kuşak. Z''lere çok yakın özellikler taşıyorlar.
Yazan : Neşe Mesutoğlu
Kaynak : www.isteinsan.com.tr

Yazının kaynağı: http://www.kigem.com/content.asp?bodyID=2858

Baby Boomer, X, Y ve Z Kuşağı Birbirinden Çok Farklı

Wikimarketing.org 'u Facebook' ta takip etmek için burayı ,  Twitter'da takip etmek için burayı tıklayınız. Bu yazı ilginizi çekmediyse diğer yazıları incelemek için burayı tıklayınız. Eğer bu yazı işinize yaradıysa aşağıdaki kısma yorumlarınızı bırakmanız bizler için iyi bir feedback olacaktır.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------


Baby Boomer’lar, X, Y ve Z Kuşağı, doğdukları yıllara göre ayrılan 4 grup. En yaşlıları 63, en gençleri 9 yaşında. Her birinin karakteri, beklentileri, yaşama amacı, içinde bulundukları koşullar, işyapış şekilleri farklı. Baby Boomer’lar tek bir yerdeuzun süre çalışırken, Y Kuşağı için 10 kereden fazla iş değiştirmeleri öngörülüyor. Henüz iş hayatına atılamayan Z Kuşağı için ise çalışma zamanı geldiğinde karar vermelerini gerektiren her şey sistemler tarafından yapılacak, yapay zeka tarafında karar veriliyor olacak.

Baby Boomer Kuşağı (1946-1964)

En yaşlısı 63, en genci 45 yaş civarında. Bunlara "Sandviç Kuşağı" da deniyor, çünkü aynı evde önce çocuklarına, sonra yaşlanan ana-babalarına baktılar. Dünyanın insan hakları hareketlerini, radyonun altın çağını, Türkiye’nin ise ihtilali ve çok partili döneme geçiş sancılarını yaşadığı yıllar. Sadakat duyguları yüksekti, kanaatkarlardı; aynı yerde uzun süre çalıştılar. Teknoloji kimine yakın kimine uzak oldu, çok benimse(ye)mediler.

Aslında babaları gibi otoriteye saygılılardı. İçlerinden en idealistleri toplumsal haksızlıklara isyan edip 68 gençlik hareketlerinin kahramanı olurken, büyük çoğunluk hayattan beklediklerini elde ettiğini düşünerek tatmin ve mutlu oldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki "nüfus patlaması" yıllarında doğan bu 1 milyar bebeğe "Baby Boomers" deniyor. Bu kalabalık bebek nüfusu büyüdükçe, ihtiyaçlarına göre çeşitli sektörler de her on yılda bir müthiş büyüme gösterdi. 1960’lı yıllar televizyon yılları; 70’ler fast food; 80’ler - bebekler evlenme çağına geldiği için - gayrimenkul yılları; 90’lar, artık sıra yaşam kalitesini yükseltmeye geldiği için, mikrodalga gibi elektronik ev aletleri ve ardından, iletişim patlamasıyla internet ve cep telefonu yılları oldu. 2000’lerde artık yaşları 50’yi geçmişti, ceplerinde paraları vardı, ömrün uzadığını biliyorlardı, "iyi yaşlanmak" hatta mümkünse yaşlanmamak için sağlık ve güzellik-bakım sektörlerini de patlattılar. Savaş sonrasının yokluklarını, sıkıntılarını unutmadılar, zenginleşmenin tadını aldılar.

İşe bakışları: Çalışmak için yaşamak!

Z Kuşağı (2000-2021)

"İnternet kuşağı" da denen bu ufaklıkların en büyüğü daha 9 yaşında. Bunlar tam teknoloji çağı çocukları. Taşınabilen, hep yanlarında olan küçük aygıtları, bilgisayar, MP3 çalar, i-Pod’ları, cep telefonları, DVD oynatıcıları ayrılmaz parçaları. Onlar, ev ödevi yapamadıklarında "elektrikler kesildi, ondan yapamadım" değil; "internet bağlantım kopuktu" diyen kuşak. Yeni teknolojik olanaklarla iletişim ve ulaşım kolaylıkları ile hep bir aradalar. Uzakta olsalar bile ufak cihazlarıyla heran sözel, hatta görsel iletişim kurarak, birbirlerine bağlanabiliyorlar. Onlar, önceki kuşaklardan farklı olarak, ’network’ gençleri; çeşitli ağların üyeleri oluyorlar. Uzaktan da ilişki kurabildikleri için, fiziksel olarak tek başlarına, yalnız yaşıyorlar ve yaşayacaklar. Aynı anda birden fazla konuyla ilgilenebilme becerileri gelişiyor. İnsanlık tarihinin, el, göz, kulak vb gibi motor beceri senkronizasyonu en yüksek nesli. Ancak bu avantajlar, dikkat ve konsantrasyon zorluklarıyla dezavantaja da dönüşebiliyor. Olanak fazlalığı, eğlenceyi erteleme güçlüğü, yaşamalarına neden oluyor. Bu da onların başarıya giderken önlerine çıkan en önemli engel haline geliyor. Geleneksel eğitim yöntemleri, bu yeni kuşağa uygun görünmüyor. Yaratıcılığa izin veren aktivitelerden hoşlanıyorlar. Edilgenliği kabul etmiyorlar. Uzun dönemli hafızaları, ezberden çok oyun, hikayeleştirme ve hayallerle etkin hale gelebiliyor. Sonuç odaklılar. Sorgusuz yaşayacaklar çünkü,iş yaşamına atıldıklarında karar vermelerini gerektiren her şey sistemler tarafından yapılıyor, yapay zeka tarafında karar veriliyor olacak. Çok diplomalı, uzman ve buluşçu olacaklar. Yaşamlarında otorite kavramının önemi kalmayacak. Tatminsiz, kararsız ve doğuştan tüketiciler.

İşe bakışları: Daha durun bakalım!

Y Kuşağı (1980-1999)

En yaşlısı 29, en genci 10 yaşında. Sadakat duyguları az. Teknoloji hayatlarında pek çok şeyin simgesi. Narsist, bireyci ve girişimciler. Çalışmaktan hoşlanmıyor, eğlenceyi, kazanmayı çok seviyorlar. Otoriteye saldırgan davranıyorlar, tatminsizler, istekleri çok. Beklentileri yüksek ama bedelini ödemek istemiyorlar. Hızlı tüketiyorlar. Türkiye’de yağ kuyruklarını, benzin sıkıntısını yaşamadıkları için "her şey her zaman böyleydi ve böyle olacak" sanıyorlar. Eş zamanlı olarak birkaç işi birden yapabilirler. Kariyer yaşamları boyunca 10 kereden fazla iş değiştirecekleri öngörülüyor. Kitlesel olanı değil, kişiye özel olanı seviyorlar. Türkiye’de yaşayan 71.517.100 kişinin yüzde 25’i bu kuşaktan. İyi yönetildiğinde ve ilham (gaz!) verildiğinde, Y Kuşağı çalışanlar çok zengin bir yetenek kaynağı olurlar. "Sahiciliğe" çok önem veren Y’lere hayali ürünlerle, hayali projelerle, hayali kahramanlarla ulaşmak zor. Çok önemli bir diğer faktör ise "akran onayı". Sıra arkadaşının, mesai arkadaşının, internetteki oyun arkadaşının önermediği ve onaylamadığı bir ürün ile Y’nin buluşması çok zor. Standart olanı sevmez, kendine özel olanı ve üstelik "hemen-şimdi" ister, öyle -cek, -cak’larla işi olmaz. Y’nin dikkatini çekmek istiyorsanız, mesajınızı, markanızı, iletişiminizi sadeleştirmeniz gerekir. Girişimcilik en önemli özelliklerindendir, özgüvenleri biraz abartılıdır. İş hayatına atılırken CEO yahut patron olmayı hesaplarlar. Bu arada, daha okurken işini kuranlara da rastlamak mümkün.

İşe bakışları: İş ve yaşam dengesi!

X Kuşağı (1965-1979)

Dünyanın petrol krizini, Türkiye’nin ise sağ-sol çatışmalarını yaşadığı yıllar. En yaşlısı 44, en genci 30 yaşında. Dünyaya gözlerini, merdaneli çamaşır makinesi, transistorlu radyo, bantlı teyp ve pikapla açtılar. Sadakat duyguları duruma göre değişir, daha iyi kariyer imkanları ararlar, çoğu (teknolojik devrime denk geldiklerinden) teknolojiyi kerhen, zorunluluktan kullanmaya başladılar. (Abilerinin ablalarının aksine a-politik hale getirildiler ama yine de) Toplumsal sorunlara duyarlılar, işmotivasyonları yüksek, otoriteye saygılı ve kanaatkarlar. Kadınlar iş gücüne katılmaya başladı. Daha (iyi yaşamak için, daha) az çocuk sahibi oldular. (Özellikle gözlerini Özal’lı yıllarda açanlar) Paraya daha fazla odaklandılar ve bireycilik önem kazandı. Boşanma, HIV, uyuşturucu gibi kavramlarla tanıştılar.

İşe bakışları: Yaşamak için çalışmak!

İdealleri pazarlama üretime yanaşmıyorlar

Realta’nın yaptığı, 87 üniversiteden 19.894 öğrencinin tercihleriyle belirlenen Türkiye’nin EnGözde Şirketleri 2009 araştırmasına göre öğrencilerin en çok çalışmak istedikleri departmanlar sırasıyla: Pazarlama, Mali İşler, AR-GE, İthalat/İhracat, İnsan Kaynakları, Bilgi Teknolojileri, Satış, Halkla İlişkiler, Eğitim, Üretim. Y Kuşağı Danışmanı Evrim Kuran’a göre, Y Kuşağı’nın X’ten en önemlifarkları şöyle: Pek çok Y’nin kahramanı anne-babaları. Y, çok daha iş değiştirmeye meyilli. Y, daha eğitimli ve teknolojik bilgi itibariyle daha yetkin."Y Kuşağı yetenek havuzunu zenginleştirmek için geleneksel kaynaklardan verim alamayız" diyen Kuran, onlarla buluşmak için üniversite kampuslarında ve sosyal medyada daha çok vakit geçirilmeli diyor. Kuran, Y Kuşağı yetenek havuzunu genişletmek için çalışan tavsiyesinin çok önemli olduğunu söylüyor. Çünkü tavsiye programları sayesinde firmalar daha kalifiye adaylara, daha az maliyetle ulaşabiliyor. Y için akran onayının ne denli önemli olduğu düşünülürse, bu etki daha da iyi anlaşılıyor. Y ile birlikte iş yerinde mantalite de değişiyor. Özellikle de Baby Boomer kuşaktan kalan "Bu işten niye ayrılayım ki?" sorusunun yerini "Bu işte niye kalayım ki?" sorusu alıyor. Baby Boomer’lar için iş değiştirmek bir risktir. X’ler için iş değiştirmek gereklidir. Y’ler için ise iş değiştirmek yaşamın bir parçasıdır.

Y’yi işte tutabilmek için

Evrim Kuran, Y Kuşağını işte tutabilmek için şu yolların izlenmesi gerektiğini söylüyor:

Strateji 1: Bilgi paylaşımı ve öğrenmeyi kurum kültürünün parçası yapmak.

Strateji 2: Ebeveynleri işgücü stratejisinin parçası yapmak.

Strateji 3: Esnek ve eğlenceli bir çalışma ortamı yaratmak.

Strateji 4: İşte geçirilen zaman yerine işe odaklanmak. Best Buy Genel Müdürü John Thompson, şu cümlesiyle esas odaklanılması gerekeni çok iyi özetliyor: "Meğer yıllardır yanlış birime odaklanıyormuşum. İnsanların burada olup olmadığına bakıyordum. Halbuki ne sonuç yarattıklarına bakmalıydım."

Strateji 5: Genel yapı ve sınırları sağlamak. Y’ler, Amerika’yı yeniden keşfetmek istemiyorlar. Tembellikten değil; zaman kaybetmeyi sevmeyen bir kuşak olduklarından.

Strateji 6: İlk amirleri ile ilişkilerinin en önemli motivatör olduğunu anlamak. Y Kuşağının işten ayrılmasının ya da işi sevmesinin en önemli sebeplerinden biri rapor ettikleri kişi ile ilişkilerinin kalitesi.

Strateji 7: Baby Boomer ve X’lerin mentorluğundan faydalanmak. Şirketlere mentoruk ve koçluk ayrımını ciddiye almaları, şirket içi kaynakları mentorlukta kullanmaları, koçlukta ise objektivite sağlanmasının önemi sebebiyle dış kaynağa yönelmeleri önerilebilir.

Strateji 8: Kişiselleştirilmiş motivatörler kullanmak. Kitlesel, yani herkese seslenen değil, kişiye özelödüllendirme ve takdirleri daha çok tercih ederler. İsimlerine hitaben bir teşekkür kartı, maddi açıdan daha değerli bir ödülden anlamlı olabilir.

Strateji 9: Y Okuryazarı olmak. Onların dilini anlamak ve konuşmak için çaba sarfetmek mutlaka karşılığını verecektir.

Z’nin sağlıklı büyümesi için

Danışman, M-GEN Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu Ufuk Tarhan, Z kuşağının sağlıklı büyümesini istiyorsak, kilit faktör anne ve babaların teknolojik seviyesinin yükselmesi diyor: "Ebeveynlerin ve özellikle annelerin "Teknoloji Algı-Bilgi ve Kullanım" düzey ve kalitesini hızla yükseltmeleri gerekiyor. Bu nedenle biz (M-GEN) Fütüristler Derneği’ne bir proje tasarladık: Tekno Kadın.

Tekno Kadın Geliştirme Merkezi (TEKEM) kuracağız. Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte birkaç ay içinde şekillendirip, başlatacağız. Bizzat Bakan Nimet Çubukçu destek veriyor. Projenin amacı, tüm anneve kadınları blogger ve sanal alışveriş yapar hale getirmek."

İşyerinde 3 kuşak çatışıyor

Ufuk Tarhan, iş yerlerindeki en temel sorunlardan birinin kuşaklar arası çatışma olduğunu söylüyor: "Ast-üst çatışması diye, ilişkiler sorunlu diye algılanan pek çok problemin altında, üç neslin bir arada (BB, X, Y), ortak amaç için, ekip olarak iş çıkarmaya çalışması yer alıyor. Özellikle bugününkurumsal denen iş ortamlarında kuşaklar arası yetişme tarzları, ortamları nedeniyle, algı, yöntem,uygulama, iletişim farklılıklarından kaynaklanan problemler çok yoğun yaşanıyor."

Bu kuşaklar birbirlerine nasıl davranıyor? Bunu anlamak ve analiz etmek için kuşakların (en genel) temel belirleyicilerine bakmak gerekiyor.

Baby Boomer: Uyumludur, amaç odaklıdır, pozitif yaklaşım benimser, özgürlükçüdür, dünyayı kendilerininmiş gibi benimser, çatışmalardan kaçınmacıdır, kadın erkek rolünde gelenekçidir vehizmet odaklıdır. Organizasyonun başarısında bireysel katkılara önem verir, hangi durumlarda bireysel katkıların daha önemli olduğunu fark eder, kişilerin organizasyona olan katkısını vurgular, çalışana başarı fırsatları oluşturmaya çalışır. En çok arzu ettikleri; sürekli büyüyen bir kariyer, tek bir işte çok parlak bir başarıya ulaşmak, büyüme ve gelişme arayışı, takım çalışması, para, statü,esnek çalışma saatleri. Yansıttıkları, grup kararlarına yatkınlık, işkoliklik, iş ahlakı, başarı odaklılık, anında ödül beklentisi, geri bildirim görüşmelerine yatkınlıktır.

X kuşağı: Güvenilir, şüpheci, teknolojiye meraklı, mücadelecidir. Taşınabilir kariyer, yükselme fırsatları olan işlerde ilerlemek, tek başlarına çok iyi çalışırlar, sabırsızdırlar, iş odaklıdırlar. Otoriteden korkmaz ama uyumludurlar, çok kaliteli sonuç isterler, üretkenlikleri yüksektir, yorgundurlar, zaman yönetimi sorunları vardır. Dışarıdan hizmet alırlar, teknik uzmanlığa yakındırlar, iç motivasyonları yüksektir, anında geri bildirim verirler, iş ve özel yaşam dengesine saygı gösterirler, görmek de isterler. Çoklu iş yürütmeye çalışırlar, yalnız çalışmak isterler, onaylama ve onaylanmaya önem verirler, tutarlı yönetim politikaları izlemeye çalışırlar, amaçlarınıgerçekleştirmek için ofis politikasını, iş koşullarını değiştirirler.

Y kuşağı: Hızla adapte olmaya, değişime ve kendilerini gösterme fırsatlarına, yaratıcılığa ’heveslidir’. Evrensel bakışa yatkındır. Aynı anda bir çok iş ve paralel kariyer, aynı anda bile bir işin pek çok alanında çalışabilmek, değişik seçeneklere yönlenme, yaratma halleri vardır.

İşleri ile kendilerini ifade etmek, çoklu iş yürütmek, her şeyi anlamaya çalışmak, aktif katılım, sorumluluk almak, yüksek esnek iş ortamı ve giyim-kuşam-prestij unsurlarına düşkünlük, ekip çalışması, her şeyi geçici görmek, sürekli öğrenmek, işte eğlence ve tutku arayışı, beklentilerini anında ve şimdi gerçekleştirmek eğilimi, yetki arzusu, iş ve özel yaşam arasında denge kurmak belirgin özellikleridir. Terfi olanakları ararlar. Kendi uygun bulduğu zaman geri bildirim yapar ve almak isterler. Eleştiriye tahammülü en az kuşaktır.

Y’den korkuyorlar

Bunca farklılığı olan üç kuşak bir arada, üstelik de yakıcı rekabet ortamında daha çok kazanmakodaklı bir şeyler yapmaya kalkınca, birbirlerine çok da iyi davranmıyorlar, epey çatışma çıkıyor haliyle. Tarhan, 25-28-30 yaş ortalamalarındaki çoğunluğun, 40-45’li yaşlarındaki iş arkadaşlarına "sinir olduğunu" söylüyor. "Aralarında daimi bir gerginlik ve sinir harbi var. Onun üzerindekilere ise dinozor, miadını doldurmuş ’çekip gitmesi gereken ihtiyarlar’ gibi bakıyorlar. Hatta arkalarından dalga geçiyorlar. Kısacası, kuşaklar birbiriyle uyum sağlamakta büyük güçlük çekiyor. Bunun yarattığı iletişim sorunları ilişki problemlerine ve neticede çok büyük verimsizliklere, işten soğumaya neden oluyor."

Tarhan iddiasına göre, yeni gelen kuşak, öncekileri korkutuyor. BB ve X’ler teknolojiyi iyi kullanan Y kuşağından çok korkuyor. "Korkmalılar da" diyen Tarhan, artık iyi seviyede teknoloji algısı, bilgisi, kullanımı olmayan bir çalışanın pek dikiş tutturması mümkün değil, diyor. "Kendini geliştirip, Y’lere teknolojiye yatkınlık açısından yetişen BB ve X kuşağı yönetici çok ama çok az. Pek çok iş yerinde BB ve X’ler hálá e-postalarını bastırtıp, kağıttan bakıyor. Ofis programlarını, cihazlarını, scanner’ı, sunum programlarını kullanabilen çok az BB ve X var. Bu da sabırsız, hızlı Y neslini çileden çıkarıyor.Bilgi, deneyim seviyesi çok yüksek olsa bile teknoloji kullanımında böyle geri kalmak BB ve X’lerin kredibilitesini müthiş düşüyor."
Hürriyet İK

Yayın Tarihi : 11 Ekim 2009 Pazar 21:40:03


Photo Source: http://www.flickr.com/photos/stevenm_61/294930835/sizes/z/in/photostream/

2 Ocak 2011 Pazar

X Kuşağını Anlamak, Y Kuşağını Yönetmek, Z Kuşağına Direnmek

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Wikimarketing.org 'u Facebook' ta takip etmek için burayı ,  Twitter'da takip etmek için burayı tıklayınız. Bu yazı ilginizi çekmediyse diğer yazıları incelemek için burayı tıklayınız. Eğer bu yazı işinize yaradıysa aşağıdaki kısma yorumlarınızı bırakmanız bizler için iyi bir feedback olacaktır.

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------



X Kuşağını Anlamak, Y Kuşağını Yönetmek , Z Kuşağına Direnmek

 

Bugüne kadar birçok firmanın insan kaynakları departmanının gündeminde olan bu başlık, ilerleyen yıllardan Z kuşağının da iş hayatına atılmasıyla birlikte daha da alevlenecek bir tartışma konusu olacaktır.

Günümüzde benim de içinde bulunduğum Y Kuşağını yönetme anlamında büyük – küçük bütün firmalar zorluk çekmektedir. Bunların temel sebebi olarak firmalar , “gençler ne istediklerini bilmiyor zaten” gibi temel önermelerle süreçten kendilerini sıyırmaktadırlar.  Bu tip yaklaşımlarla insan kaynaklarının turno over maliyetlerini arttırdıkları gibi, doğru pozisyonlara doğru tercihleri de yapamamaktadırlar. Peki tüm bu problemlerin suçlusu olarak gösterilen bu Y kuşağının derdi nedir?

Aslında biz Y kuşağının bir derdi yok şimdilik! Sıkıntı şurada ki Y kuşağının yönetilmeye çalışıldığı iş modellerinde bir kan uyuşmazlığı görülmektedir. Ayrıca Y kuşağını yönetmeye çalışan orta ve üst düzey yöneticilerle ilgili bir takım problemler yaşanmaktadır(ki bu diğer yazının konusu olacaktır).

Temeldeki sorunlardan bahsetmeye başlamak gerekirse gözlemlenen ilk sorun çalışma şekli ve sistemi ile ilgilidir.  Şüphesiz ki Y Kuşağı sabah 8.30’ da başlayıp akşam 18.00 ‘ de sözde biten bir çalışma mesaisine katlanamamaktadır. İşverenlerin minumum 45 saat ile başlayıp 60 – 70 saat arasına kadar esnettiği bu çalışma koşullarını reddetmektedir. Ülkemizdeki sanayi devriminden sonra 80’lerde başlayan sermaye akışından herkesin kendisine bir pay kapmaya çalıştığı bu sistem, ancak anne ve babalarımızın çalıştığı bir sistem olarak hatıralarda kalmaya mahkumdur. Zira Amerikan Rüyası’nda olduğu gibi “çalışırsan senin de olur” gibi bir düşünce, Y kuşağı için hakim bir düşünce , çalışma modeli değildir.

HAkim bir düşünce olmamasının temelinde şüphesiz ki yatan sebep ; şimdi sahip olunanlarla , gelecekte sahip olunmak istenenler arasındaki farklardır. Bu konuda Youth Republic’ in Gençlik Pazarına yönelik olarak yaptığı “Harçlık Pazarı Araştırması”nın detaylarını incelemek faydalı olacaktır.  1 yıl önce bu Pazar araştırmasının ilk sonuçlarından ortaya çıkanları dinlediğimde ve çevremdeki gözlemlerle birleştiğimde ortaya çıkanlar gayet net idi. Anne ve babalarımızın çalıştığı sabah 8.30 akşam 18.00 iş modeli ; zengin olmak isteyen , bir ev ya da araba ile mutlu bir ailenin temellerini atıp, belki de kısa yoldan köşeyi dönmeyi hedefleyen bir kuşağın modeli olabilir. Biz gençlerin bugünkü hayallerine baktığımızda  zengin olmak , köşeyi dönmek yerine ; dünyayı gezmek, trenle Avrupa turu seyahati yapmak , rahat bir yaşam sürmek görülmektedir. Birbirlerinden bu kadar bağımsız hayallerin ve amaçların olduğu bir dünyada aynı iş modeli ile bir kuşağı yönetmeniz mümkün değildir.

İktisattaki artık değer gibi kavramlarla bu yazıyı birleştirmek çok istesem de kavramların insan kaynakları yönetimi tarafından dikkate alınacağından şüpheli olduğum için kısa tutmakta fayda görüyorum. Ama Marx’ ın “insanoğlu günde 3 saat kendi için çalışır, 5 saat sermaye” için türevindeki sarf ettikleri önümüzdeki yıllarda daha da dikkate değer bulunacaktır. Herkesin “biz bu kadar niye çalışıyoruz?” dediği bir dönemde markanın gücü , çalışma saatleri , şekli , ofislerin geniş e afili oluşu hiçbir işe yaramamaktadır.

Zira yeni mezun ve 2 yıl deneyimli çalışan arkadaşlarım arasında yaptığım bir anketin sonuçları ilgi çekicidir. 67 kişiye uygulanan bu ankete 47 bayan ve 30 erkek katılmıştır. Yaş ortalaması 24.17’dir. Ankete katılanların %83’ü İstanbul’ da yaşarken, geri kalanları Bursa , İzmir , Tekirdağ ve Ankara’ da yaşamaktadır. Ankete katılanların %74’ ü işlerinden memnun değildir. %37’si çalışma saatlerinden , %23’ü çalıştığı şirketten , %19’ u yaptığı işten , %14’ ü iş şartlarından (maaş , yan sosyal haklar …) memnun değilken , geri kalan kısım ise diğer sebeplerden mutsuzdur. Hali hazırda bir iş bulsalar hemen işi bırakacağını söyleyenlerin oranı ise %89’dur.  [ Çok geniş kapsamlı olmayan bu araştırma kendi tezime fikir oluşturması amacıyla yapılmıştır. ]

Oranların bu denli yüksek olduğu bir sistemde daha ne kadar Y kuşağının idare edilebileceği gerçekten tartışma konusudur. Motivasyonu daha fazla arttırmaya yönelik yapılan İK uygulamalarının son derece yanlış olduğunu elimdeki büyük şirket dedikodularıyla mevcuttur.  Şirket dedikodularıyla ortaya bir tez koyulamayacağını bildiğim için bu yazı denemeden öteye gidemeyecektir.

Bu yazı ilginizi çekmediyse http://www.wikimarketing.org adresinden diğer yazıları inceleyebilirsiniz.

(Wikimarketing.org; About Digital , Mobile , Social Media Marketing Ideas )

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...